İlkbaharda filizlenen yaprağın güvenilirliğine yeşermiştim.İhtimallerin hep olacağını düşündüren ne bana anlamıyorum.Aşırı iyimserlik,karamsarlığa açılan en yakın kapı.Ve ben bunun en canlı örneğiyim.
Kötü bir günden sonra der ki :"Bundan daha iyi günler de olacak."Evet ve o daha iyi günlerden sonra bugününden daha kötü günlerin de olacak.Ya da öncesinde.Umudun ne kadar şiddetliyse,en büyük acının mutlak değeri de o kadar olacak.Az umut,mutluluğu az hayat,az düş kırıklığı...
10 Ağustos 2010 Salı
5 Ağustos 2010 Perşembe
Her Zamankinden
Sıcak ve alışıldık bir havaydı şehrimde.Sigara yasağından dolayı dışarı çıkıyordum zırt pırt elimde biramla.(Sadece biranın yanında içen insanlardanım,aksini düşünseniz de umrumda değil.)Saat akşam on sularında trafikte araba sayısı iyice seyrekleşmişti.İyiydi bu dışardayken de müziğin sesini alabiliyordum artık.
Beklentilerimi en aza indirmem,biranın tadını arttırıyordu,her ne kadar hiçliğin dayanılmaz ağırlığı üstüme çökse de.Sevdiğim bir şarkının üstüne denk geldiği zaman hafif bir esinti, ağlamamak için zor tutuyordum kendimi.Mutluluk buydu işte.
Yaplayarak yürüme kıvamına gelene kadar içtmiştim.Karşıdan karşıya geçerken kalmayan arabalardan cesaret alarak kafamı hiç çevirmeden ilerliyordum eğer o yaptığıma ilerleme deniyorsa.Bu ilginç ritmimin üstüne şarkıyı bitirecek olan soloyu beklemiyordum da değil yoldan gelecek.Korktum...Hemen soluma baktım.Yolun sağında solunda nöbet tutan lambalardan başka şey yoktu.
Uykuya dalarken daha doğrusu sızarken aklımda son kalan şey,bu geceki bira ne kadar güzeldi öyle.Beklentisiz,duygusuz,biraz korkak ama yeterince cesaretli.Ertesi gün ise barda : her zamankinden...
Beklentilerimi en aza indirmem,biranın tadını arttırıyordu,her ne kadar hiçliğin dayanılmaz ağırlığı üstüme çökse de.Sevdiğim bir şarkının üstüne denk geldiği zaman hafif bir esinti, ağlamamak için zor tutuyordum kendimi.Mutluluk buydu işte.
Yaplayarak yürüme kıvamına gelene kadar içtmiştim.Karşıdan karşıya geçerken kalmayan arabalardan cesaret alarak kafamı hiç çevirmeden ilerliyordum eğer o yaptığıma ilerleme deniyorsa.Bu ilginç ritmimin üstüne şarkıyı bitirecek olan soloyu beklemiyordum da değil yoldan gelecek.Korktum...Hemen soluma baktım.Yolun sağında solunda nöbet tutan lambalardan başka şey yoktu.
Uykuya dalarken daha doğrusu sızarken aklımda son kalan şey,bu geceki bira ne kadar güzeldi öyle.Beklentisiz,duygusuz,biraz korkak ama yeterince cesaretli.Ertesi gün ise barda : her zamankinden...
4 Ağustos 2010 Çarşamba
Ne İstemediğimi Biliyorum
Woody Allen üstadın filminde(Vicky Cristina Barcelona) böyle diyordu karışısındakine güzel kadın.Sözün söylendiği kadın ise ne istediğini bilen biri olarak göze çarpıyordu.Ne istediğini bilen(acaba?) kadın,istemediği(acaba?) çoğu şeyi yapıyordu filmde.Neyse şimdi filmi tartışmak yersiz.
Çok şükür ki sinema falan var da insanlar ufak da olsa istediği şeyleri yapabiliyor.Hangi filmi istiyorsak ona gidebiliyoruz mesela.Geçen günlerde canım fanta çekti,girdiğim bakkalda yoktu ben de başkasına gittim orda buldum.Bazen hayat güzel.
Ağaç yaşken eğilir der genelde hocalar veletlere.Bana niye söyledin ki bunları yahu.Sekiz yaşındayım be!Anama babama anlatmadıktan sonra canın cehenneme.Belki beni dinleyip o zaman okuldan alırlardı.Ha belki o yaşlarda bunları konuşabiliyor olsaydım daha da heveslenirlerdi bu çocuk doktor olacak diye.Düşünsenize sekiz yaşında velet geliyor ben öğrenim hayatımı başka alanlarda sürdürmek istiyorum diyor.Nasıl hoşlarına gider,"ay büyümüş de küçülmüş laflara bak,maşşallah doktor olacak oğlum" filan derlerdi kesin.
Çok şükür ki sinema falan var da insanlar ufak da olsa istediği şeyleri yapabiliyor.Hangi filmi istiyorsak ona gidebiliyoruz mesela.Geçen günlerde canım fanta çekti,girdiğim bakkalda yoktu ben de başkasına gittim orda buldum.Bazen hayat güzel.
Ağaç yaşken eğilir der genelde hocalar veletlere.Bana niye söyledin ki bunları yahu.Sekiz yaşındayım be!Anama babama anlatmadıktan sonra canın cehenneme.Belki beni dinleyip o zaman okuldan alırlardı.Ha belki o yaşlarda bunları konuşabiliyor olsaydım daha da heveslenirlerdi bu çocuk doktor olacak diye.Düşünsenize sekiz yaşında velet geliyor ben öğrenim hayatımı başka alanlarda sürdürmek istiyorum diyor.Nasıl hoşlarına gider,"ay büyümüş de küçülmüş laflara bak,maşşallah doktor olacak oğlum" filan derlerdi kesin.
İşte bu yaşlara geldim(üniversitede 3. senem) filme dair yazılmış üstteki ironik cümleden bağımsız olarak:ne istediğimi biliyorum ama ağacın dalı yaşken yan bahçeye doğru eğildiği için istemediği şeylere sürükleniyor insan.Bazı cılız denemelerden başka deneyimim yok istediğim şeylerde.Neyse canım fanta çekti.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)