Adam barda tek başına içiyordu.Hayır içeri tanışacağı güzel bir kız girmedi.İçeri hiç kimse girmedi.Hikayeler her zaman anlatılanlar gibi gelişmiyor ne de olsa.Tam içmeye zevk aldığı anda-bilirisiniz o anı ya da her neyse-barmen barı kapatacağını ve acele etmesi gerektiğini de söylemedi ya da kız arkadaşına sarktığı için bara dalıp yanlışlıkla başka bir adamı vuran birinin vurduğu yanlış kişi de olmadı.Ne iyi ne de kötü bir hikayeydi bu.Vasat bir rüzgarın sürüklediği,bilmem ne kadar önceki sonbaharda dökülmüş,kurumaya inat eden özelliksiz bir yaprağın ilginç olmayan hikayesiydi sadece.
29 Nisan 2011 Cuma
4 Nisan 2011 Pazartesi
Normal Bir Hikaye
Çırpındıkça batan bir adamın hikayesi bu.O çırpındı,çırpındıkça battı fakat hikaye bu kadar değildi.Sular adamın batışıyla aynı hızda yükseliyordu...
3 Nisan 2011 Pazar
Zamanın İki Yüzü
Rastgele bir sokakta eski sevgilinin parfümüyle hüzünlü bir buluşma ya da eski evinin olduğu sokakta yeni beton dökülürken bıraktığın küçük ayak izlerni görmenin verdiği iç düğümlenmesi...Kalbine kendi kendine çektiğin buz gibi setlerin yavaşça erimesi ya da aşağıya atlamak isterken suların yükselmesi...Dedenin seni parka götürürken giydiği ayakkabının aynısını başkasında görmenin getirdiği burukluk ya da eski kitaplarının arasında,karaladığın hayallerin solmuş renklerini bulmanın ekşi coşkusuyla yüzüne esen süresi geçmiş ılık rüzgar...Zaman...Ne çok şeye anlam kazandırıyorsun,neleri anlamsızlaştırırken.Bu kadar acımasız ama aynı derecede şefkatli...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)