21 Eylül 2010 Salı

Terk Ediş

Yağmuru bekliyordu umutsuzca,
Kurumuş,sinirliydi.
Her kopan dal,
Yeni bir umutsuzluk yaprağıydı.
Beklentisi azaldıkça yeşerdi.
Yeşerdikçe umursamaz oldu,
Umudu azaldıkça filizlenen yapraklarını
Sonbahara küfrederek dökmez oldu.
Aslında hiç yaprak yoktu.
Yeşeren kökleriydi sadece,
Toprağı sakin bir öfkeyle sıkarak,
Sağlam,dimdik.
Yıkılmamak üzere.

18 Eylül 2010 Cumartesi

Paradoksun Dibinde Bir Hayat

Çoğu zaman tek yaptığım şey sakin bir barda oturup düşüncesizliğe dalmak oluyor,çok şeyi bir arada yapabilen insan beynine ihanet ederek!Çağlardan bize kalan en büyük hazine olan hevessizliği heves ederek(basit bir amaç gibi!) yaşamanın anahtarını kaçırmamak lazım ne de olsa.

Bu arada alkolikliğin başlangıç safhasıymış tek başına alkol almaya başlamak.Bir şey ifade etmedi.Al işte!Evliliğini kutlayan çiftin başı çektiği konvoy şu anda odamda müziğimi duymama engel oluyor.Kornayı asıl amacı dışında çalan insanların çoğunluğu oluşturduğu başka ülke var mıdır acaba?Her neyse.

Amaca muhtaç olmak.Pembe panjurlu boşluğun kollarına düştüm,amansızca,utançtan yoksun,düşüncesizliği amaçlayarak.
En kötü ihtimalde her zaman bir amacı oluyor şu insan hayatının.Ne zayıflık gösterisi ama.