5 Ağustos 2010 Perşembe

Her Zamankinden

Sıcak ve alışıldık bir havaydı şehrimde.Sigara yasağından dolayı dışarı çıkıyordum zırt pırt elimde biramla.(Sadece biranın yanında içen insanlardanım,aksini düşünseniz de umrumda değil.)Saat akşam on sularında trafikte araba sayısı iyice seyrekleşmişti.İyiydi bu dışardayken de müziğin sesini alabiliyordum artık.

Beklentilerimi en aza indirmem,biranın tadını arttırıyordu,her ne kadar hiçliğin dayanılmaz ağırlığı üstüme çökse de.Sevdiğim bir şarkının üstüne denk geldiği zaman hafif bir esinti, ağlamamak için zor tutuyordum kendimi.Mutluluk buydu işte.

Yaplayarak yürüme kıvamına gelene kadar içtmiştim.Karşıdan karşıya geçerken kalmayan arabalardan cesaret alarak kafamı hiç çevirmeden ilerliyordum eğer o yaptığıma ilerleme deniyorsa.Bu ilginç ritmimin üstüne şarkıyı bitirecek olan soloyu beklemiyordum da değil yoldan gelecek.Korktum...Hemen soluma baktım.Yolun sağında solunda nöbet tutan lambalardan başka şey yoktu.

Uykuya dalarken daha doğrusu sızarken aklımda son kalan şey,bu geceki bira ne kadar güzeldi öyle.Beklentisiz,duygusuz,biraz korkak ama yeterince cesaretli.Ertesi gün ise barda : her zamankinden...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder